Açılım Çiye? 2.bölüm

Bir milletin başına ne gelirse cehaletten geliyor. Bölge insanının yıllarca terör örgütü ve menfaat çeteleri tarafından kullanılmasının altında yatan sebep de bu.

 

 

 

AÇILIM ÇİYE*?
*Açılım ne ki?


7. bölüm
Osman SAĞIRLI ve Cemil Yıldız hazırladı



Bir milletin başına ne gelirse cehaletten geliyor. Bölge insanının yıllarca terör örgütü ve menfaat çeteleri tarafından kullanılmasının altında yatan sebep de bu.
Geçmiş dönemde bir süre bölge insanının manevi hayatında yer alamayan diyanete bağlı medreselerin (halk arasında böyle tanımlanıyor, aslında Kur’an kursu) yeniden derleyip toparlayıcı unsur olarak açılımla birlikte eğitime hız vermeleri terör olayları ve kan davalarının azalmasında etkili oluyor. Bu medreselerde bölge insanı genellikle Kürtçe konuştuğu için eğitim hem Türkçe hem de Kürtçe olarak veriliyor. Medreselerde hafızlık, siyer, fıkıh, tefsir ilimlerinin yanı sıra; matematik, fizik, kimya ve astronomi gibi fen bilimleri öğretiliyor.
Tarih boyunca ve günümüzde medreselerin irşad ettiği yörelerde terör olaylarının yok denecek kadar az olduğu bir gerçek. Bitlis’in Güroymak (Norşin), Siirt’in Aydınlar (Tillo) ve Mardin’in Kızıltepe ilçelerindeki medreseler günümüzün yaşayan örneklerinden.



Baş muallim Nurettin Mutlu Hoca Efendi, açılımın herkese yarar getireceğini söylüyor.

MİLLİYET VE IRK ELBİSEDİR
Kur’an kursu olarak hizmet veren Norşin medresesinin baş muallimi Nurettin Mutlu Hoca Efendiye açılım hakkındaki görüşlerini soruyoruz, anlatıyor: “Bu açılım süreci gerçekten çok iyi ve faydalı bir süreçtir. İnşallah böyle sonuna kadar devam ederse fevkalade iyi sonuçlar alınacaktır. Hem insanlığa hem İslamiyet’e çok faydaları olacaktır. Zamanla her şey daha iyiye gidecek, mühim bir değişim olacaktır. Bunun için biz demokratik açılım sürecini çok iyi görüyoruz. Düşünün ki burada Norşin’de çok büyük âlimler yetişmiş ve toplumu aydınlatmışlar. Son birkaç yıldır da ortam artık rahatladı. Allaha ne kadar şükretsek azdır.”
Nurettin Hoca Efendi sözlerini şöyle sürdürüyor: “Müminler, Kürt Türk veya Acem diye sınıflara ayrılamaz. Müslümanlar kardeştir. İnsanlık ne zaman maneviyattan, birlik ve beraberlikten uzak kalmışsa o zaman felaketler gelmiştir. İnsanları kötülüklerden alıkoyan en mühim şey Allah korkusudur. Bazıları bunu içinde taşıyor, hâl ve hareketleri de gerçekten mümin olduğunu gösteriyor. Ama bazıları da namaz kılıyor, oruç tutuyor bakıyorsunuz Allahtan korkmuyor. Kalpler karardığı için insanlar gerçeği göremiyor. 75 yaşındayım, çok sıkıntılar çektim. Artık çok ümitliyim. Allaha şükür sıkıntılar sona eriyor. Avrupa’daki gibi ülkemizde de insanların kendilerini ifade etme imkânları doğmuştur. Ancak Kürtçe eğitim istemek, Kürtçeyi de Türkçe gibi resmi dil olarak talep etmek, yanlıştır. Milliyet ve ırk sadece bir elbisedir. Mühim olan insanlıktır.”

REÇETE İSLAM KARDEŞLİĞİ
Siirt’in Aydınlar (Tillo) ilçesinde görüşlerine başvurduğumuz Burhaneddin Mücahidi, “Asırlardır farklı inanışlar da dahil olmak üzere huzur içinde beraberce yaşamayı başarmış bir milletiz. Kur’an-ı Kerim’de birçok ayet-i kerimede kardeşliğin, birlik ve beraberliğin önemine işaret edilmiş, müminlerin tefrikaya düşmemeleri konusunda ikazlar yapılmıştır. Bugün de terörün sona ermesi ancak İslam kardeşliği ile olur” diyor.
Burhaneddin Efendi terörün ve kan davalarının sona erdirilmesi için dua ettiklerini belirterek, “Hepimiz bir olan Allah’a, aynı kitaba, aynı peygambere iman etmişken, her gün omuz omuza beş vakit aynı kıbleye yöneliyorken, ayrılıkların, kin ve düşmanlığın sebebi nedir ? İslam’a ve Müslümanlara karşı yürütülen bu hileleri neden göremiyoruz? Bu konuda insanlarımızı mutlaka aydınlatmalıyız. İslam kardeşliğinin tesisi için Ensar ve Muhacir kardeşliğini iyice analiz edip, bunu günümüze uyarlamalıyız. Nasıl Medine’deki Ensar, Muhacirleri muhabbetle karşılayıp bağrına bastıysa, evlerini, mallarını onlarla paylaştıysa, doğudan batıya göç eden Kürt kardeşlerimize aynı şekilde sinelerimizi açmalı, onları sevgi ve muhabbetle kucaklamalıyız“ diye konuşuyor.

İMKÂN OLURSA KATKI DA ARTAR
Kur’an kursu statüsünde eğitim veren köklü medreselerden biri de 1950 yılından beri Mardin Kızıltepe’de hizmet veren Şeyh Abdürrezzak Medresesi. Medresenin sevk ve idaresini yürüten Selahaddin Seydaoğlu Hoca Efendi, maddi sıkıntı içinde olduklarını söylüyor: “Türkiye’nin çok sayıda ilinden talebeler okutuyor, Kur’an-ı Kerim öğretiyoruz. Güzel ahlaklı, vatanını milletini seven gençler yetiştiriyoruz. Ancak devletten hiç yardım almıyoruz. Zaten maddi manevi hiçbir menfaat gözetmiyoruz. Ama biz daha fazla hizmet verebilmek adına devletin bu kurumlara ehemmiyet vermesini istiyoruz. Çünkü bu toplumun özü, mayası çimentosu dindir. Din hizmetlerinin yaygın olduğu dönemlerde insanlık hiçbir zaman zararlı işlere meyil etmemiştir. Kötü bir fikre kapılmamıştır. Geçmişte gördüğümüz ve hâlen devam eden bu terör olayları da zaten medreselere verilen önemin azalmasından kaynaklanmaktadır. Demek ki devlet bu medreselere elini uzatırsa, hizmet için kolaylıklar gösterirse, tahmin ederim ki çok yakın bir zamanda kardeşlik ve eski zamanlardaki sevgi, saygı ve hoşgörü tesis edilecektir.”

DEVLETİ KÖTÜ GÖSTERDİLER
Geçmiş dönemlerde devlet adına yetki kullanan ancak şahsi çıkarlarını ön planda tutan bazı kişiler tarafından baskılara maruz kaldıklarını anlatan Seydaoğlu, “Bu insanlar ne yazık ki devlete karşı da suç işlemiştir. Çünkü devleti vatandaşa kötü göstermişlerdir” dedi. Medreselerin çok zor şartlar altında varlıklarını sürdürdüğünü ifade eden Selahaddin Hoca Efendi şöyle konuşuyor:
“Kafamızda barış ve kardeşliği tesis etmek, demokratik açılım sürecine katkı sağlamak için çok mühim projeler var. Ama boş elden bir şey gelmiyor. Mesela bizde bir söz vardır. Dağın yanı yöresi hep taştır, ama dağda kaç tane taş olduğunu kimse bilemez. Bunu bilmeye imkân da yoktur. Ama büyük bir taş yerinden fırlayıp başka bir yere gittiği zaman boşluğu hemen belli olur. Burada bizim de eğitmenlerimiz çoktur. Bizim hizmetlerimiz de tam resmiyete kavuşursa, yemekhane, yatakhane ve dersliklerimiz yenilenirse daha iyi hizmet verebiliriz. Bu hizmet yolundan ölünceye kadar dönmeyeceğiz. Devletimiz için her türlü fedakârlığa hazırız.”




Van İl Genel Meclisi Üyesi Mekki Arvas:
MAHREM YERLERİ ARARLARDI


“Van’dan Bahçesaray’a gelene kadar en az 2 saatimiz arama noktalarında geçerdi. Bayanların mahrem yerleri bile aranırdı” diyen Arvas, şöyle devam ediyor: “Bunlar insanları devlete küstüren uygulamalardı. Ama hamdolsun şimdi böyle bir şey yok”

Van İl Genel Meclisi Üyesi Mekki Arvas, demokratik açılımın bölgedeki aydınlanma sürecini hızlandıracağına inanıyor. Arvas 10 yıl öncesine kadar bölge insanına yapılmadık eziyet kalmadığını anlatırken, insanın içi ürperiyor. “İnsanların bir yerden bir yere giderken kimliklerini ceplerine koymaya fırsatları olmazdı. 10 kilometrede bir arama noktası vardı. Kimliği çıkarıp gösteriyorsunuz, 10 kilometre sonra yine kontrol. Peki 10 kilometrede değişiyor mu bu insan? Yok öyle bir şey. Böyle uygulamalarla insanlara zulüm ediliyordu. Doğuda namus kavramı çok önemlidir. Bayanların mahrem yerleri bile aranırdı. Bunlar insanları devlete küstüren uygulamalardı. Ama hamdolsun şimdi böyle bir şey yok. Mesela siz Van’dan geldiniz Bahçesaray’a. Yolda sadece bir tane arama yapıldı. O da olay olduğu için. Eskiden Van’dan Bahçesaray’a gelene kadar en az 2 saatimiz arama noktalarında geçerdi. Bir de aşağılanırdık. ‘Düğmeni iliklememişsin, esas duruşta bulunmamışsın’ diye azarlanırdık. Daha önce bir kural vardı. Eğer 11’de Çatak’ın Narlıca Köyü’ne gelirsen, yola devam edebilirdin. 11’i 5 dakika geçe gelsen, Bahçesaray’a gitmen mümkün olmazdı. Hastan ölecek olsa, acil işin olsa mümkün değildi. Ama şimdi çok şükür gece de gündüz de gelip gidiyorsun, yollarda bir sıkıntı yok.”

VALİNİN MAKAM ARACI HAMİLE TAŞIDI
Son zamanlarda bölgeye gelen bürokratlar sayesinde devletin halkla barıştığını anlatan Arvas, “Bakıyorsunuz vali makam aracıyla köyde doğum sancısı çeken kadını hastaneye gönderiyor, sonra köylüyle oturup kahvede çay içiyor. Dertlerini dinliyor. Bu ne kadar güzel bir davranıştır. Hep böyle olursa bu insanlar gerçekten devlete sadık kalırlar. Bu insanlar da Çanakkale’de savaşmışlar, şehit vermişler. Mesela eskiden bir vatandaş nüfus cüzdanı çıkartmak için birilerini aracı koymak zorundaydı. Dil bilmiyorsa, Türkçe konuşamıyorsa devlet kapısındaki işini gördürmek için mutlaka bir şeyler vermeye mecburdu. Bundan 10 yıl öncesine kadar yöre halkı mülki amirler tarafından hep aşağılanır ve azarlanırdı. İnsan muamelesi göremezdi. İkinci sınıf insan gibi davranılırdı. Ama şimdi artık yöre halkı kendisinin de insan olduğunu, insani hakları olduğunu, ülkenin vatandaşı olduğunu anlıyor” diyor. Bölge insanının dini inançlarına saygı beklediğini de vurgulayan Arvas, “Din kardeşliği pekiştirilirse, buralarda terörden eser kalmaz. Doğu insanı din kardeşliğini bilir, maneviyatı bilir, Allah korkusunu bilir. Yeter ki o maneviyattan uzaklaştırılmasın. O zaman her türlü mesele de biter. Yeter ki bu insanlara sevgiyle yaklaşılsın. Bu insanlar dışlanmasın, hor görülmesin.”



YEMEK TELAŞI
Ekmeği günlük olarak pişiren Şehnaz Aslan, akşam yemeği hazırlığı telaşında.

Keşke hep böyle kalsa
Köyün ismi aslında ‘Habur-2’ ama köylüler kestirmeden ‘Haburik’ diyorlar. Şırnak’a 82 km uzaklıkta Uludere’ye bağlı bir köy... Ekmeği günlük olarak pişiren Şehnaz Aslan (38) akşam yemeği hazırlığı telaşında. Tandır başında konuştuğumuz Şehnaz hanım, gelinen duruma kendisinin bile inanamadığını söylüyor. Yıllar önce köylerine yapılan baskın sonrası kaçıp buraya sığındıklarını anlatan Aslan, “Burada yanı başımızda arama noktaları var. Eskiden bizim bırakın arama noktası olan bir yerde yaşamamızı, yanından geçmemiz bile mümkün değildi” diyor.

YARIN: BİR KÜRT KIZA ÂŞIK OLDU, CANINDAN OLDU

YAPILMIŞ YORUMLAR

henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz / Bilgi Ekle

Yorumunuz (yazınız) editörlerimizce indelendikten sonra burada yayınlanacaktır...

Adınız/Soyadınız *

E-mail adresiniz

Yorum Detayı *