SON HADİSELER ÜZERİNE

 

    Çok Muhterem Sultanım,

    Selam ve sevgilerimi ileterek başlıyorum.  Mektubunda, çevremizde cereyan eden sosyal hadiselere nasıl baktığımı merak ettiğini yazmışsın. Çeşitli vesilelerle bu çerçevedeki görüşlerimi seninle paylaştığımı hatırlıyorum. Yine de kısaca tekrar edeyim. Sultanım, değişim toplumlar için kaçınılmaz bir olgu. Bunun günümüzde çok daha hızlı olması da  tabii bir şey. Gelişen teknoloji, bilgi kaynaklarına ulaşmanın önündeki engelleri büyük ölçüde rafa kaldırmış. Dolayısıyla insanlar, birbirlerini daha kolay etkileyebiliyor.

    Heraklitos’tan İbn-i Haldun’a, İbn-i Haldun’dan Üstad Bediüzzaman’a kadar bir çok sosyal bilimci, sözkonusu olguya dikkatleri çekerek yöneticilerden-yönetilenlere kadar, herkesi ilgilendiren önemli yol işaretlerine dikkat çektiler. Mesela Heraklitos, insan bir iki defa aynı nehirde yıkanamaz diyordu. İbn-i Haldun, İnsan sürekli uygarlık kurmaya eğilimlidir.Kentler, devletler kurulur, ancak belli bir süre sonra yıkılır. Sonu belli olmayan bir akıştır bu görüşünü ileri sürüyordu. Üstad da, Devletler, milletler muharebesi tabaka-ı beşer muharebesine terk-i mevki ediyor. Zira beşer ecir olmak istemediği gibi, ecir olmak da istemez. diyerek, değişimin yönünü izah ediyordu.

    Sultanım, biliyorsun insan zihnen tekamül göstermektedir. Bunun bilincinde olduğum için, benim değişimden beklentim hep olumlu yönde olmuştur. En karanlık dönemlerde dahi, ortak aklın doğruyu yakalayacağını iddia ettim. Zira, insanın önünde daha güzel bir dünya kurmaktan başka bir seçenek yok.

    Emperyalist dünyanın insanları sömürme taktiklerini bilirsin. Tutunamadıkları yerde, hizmetçilerini bırakarak çekilirler. İkinci sömürü dönemleri de,  insanların gerçekleri fark etmesine kadar devam edebiliyor işte.  

    Tekrar günümüze dönüyorum. Öyle anlaşılıyor ki, bir çok yerde bu değişimin başında, islami hassasiyeti olan insanlar bulunmaktadır. Onlara destek verenlerin genel talepleri de, daha çok özgürlük, daha çok refah ve yönetimde temsil gibi çok haklı isteklerdir.

    İşte, bu  aşamadan sonra bana göre en az bu olgu kadar önemli olan husus, inançlı insanların samimiyet ve beceri konularında  test edilmeleri  meselesidir.

    Bu satırları yazarken Haşmetlim, aklıma Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e yaptığı nasihat geldi. Orda geçen sözleri, seninle paylaşmadan geçmek istemiyorum. Sorduğun konu ile yakından ilgili çünkü.


    Ey Oğul:

    Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar,
uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana... Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..

    Ey Oğul!

    Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç,
ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize vaat edilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.

Oğul!

Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin.. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima
sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.

İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğügibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve
adaletinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir...

Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki alime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözü pek) derler.

En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir. Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. Bunun içindir ki, yaşayamadılar.. İnsan bir kere oturdu
mu, yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!..

Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı... Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az!..

Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek
ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez!.. Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.

Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.

Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın

    Evet Sultanım, gördüğün gibi bu sözler üzerine artık söz söylemek doğru olmaz. Bana gore, günümüz idarecilerinin  başucunda bu sözler mutlaka olmalı ve ayrıca denetim kapıları da sonuna kadar açık olmalı. Zira şartlar ve imkanlar çok farklı bugün.

   Mektubunda sorduğun ikinci  konuyu şimdilik açmak istemiyorum. Ruhen hazır olmadığımı düşünüyorum. Belki bundan sonraki mektupta değinebilirim. Özrümü anlayışla karşılayacağını umuyorum. Zira , sen gerçekten başkasın…

     Tekrar görüşmek dileyiğle, hoşçakal Sultanım.

Yazarın Diğer Yazıları

YAPILMIŞ YORUMLAR

henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz / Bilgi Ekle

Yorumunuz (yazınız) editörlerimizce indelendikten sonra burada yayınlanacaktır...

Adınız/Soyadınız *

E-mail adresiniz

Yorum Detayı *