Bir Film Gibi

İçimizde biriktirdiğimiz bazı duygularımızı çoğu zaman saklar,kimseyle paylaşmak istemeyiz. Ne olursa olsun.Bize ait olduğunu düşünürüz çünkü.Ve öyledir.Sonra bir gün,anlatmak isteriz ;ancak çevremizde kimseciklerin kalmadığını görürüz, gözlerimizi açtığımızda.Kalanlar ise, zaten bizi dinlemeyecek kadar yoğun olduğunu dile getiren kişilerdir.Olsa da olmasa da fark etmez varlıkları,dediklerimizdir.Yani yalnız başımıza kaldığımızı geç de olsa anlarız.Bu sefer anlatmak istediklerimizi,anlatmak istesek de  dinlemek  ihtiyacı duymazlar;çünkü bir kere kırmışızdır farkında olmadan hayatımızdaki değerli kişileri.Vakit çok geç olmuştur,en net tabirle.Sende rotasını kaybetmiş bir gemi misali oradan oraya dönüp dolaşırsın.Nereye gideceğini bilmeden.Dolaşmak zorundasın belki de,kim bilir.

    Şimdi durup dururken bunları söylemenin ne anlamı var veya zamanı mı bunları burada anlatmanın? Haklısınız.Belki de sizlerin beni dinleyebilecek kadar değerli kişilerden olduğunuzu düşünüyorum,ya da öyle düşünmek istiyorum.Yoksa ne diye anlatma ihtiyacı duyayım ki.Diğer bir deyişle sizler de, çekip gitmeden uzaklara, içimde biriken kapalı sözcükleri açmak istedim,geç kalmadan…

Uzatmadan fazla,asıl konumuza geçmek istiyorum.

Geçenlerde izlediğim bir film,bana o kadar çok güzel şey anlattı ki.Tabii ‘’görmesini bilene’’. Aslında izlediğim, yıllar önce kaleme alınmış bir kitaptan uyarlanmış bir filmdi.Peki ‘kitap, bu film kadar haykırdı mı’ diyecek soracak olursanız? Bilmiyorum,ama filmin ne derece,nasıl  seslendiğini çok iyi gördüm,anladım.

‘Peki,arkadaş ne tür bir filmi bu,amma da uzattın’ diye bana seslendiğinizi duyar gibiyim.Tamam;ama biraz daha dertleştikten sonra.Şimdi,bir film konusuyla bir şeyi anlatmak için tek başına yeterli olmadığını hepimizce malum.Oyuncularıyla da anlatmasını bekleriz.Anlatılmak istenen ne ise.Aşkı anlatıyorsa şayet,öyle bir anlatmalı ki,her izleyen kendini görebilsin o aşkta.Veya aldatılan bir kadını anlatıyorsa,aldatılan o kadını görmeliyiz muhakkak.Görmek isteriz.Göremiyorsak zaten,olmamış deyip arkamıza bakmadan yolumuza devam ederiz.Dolayısıyla sadece oynamak yetmez,biraz da (olmak zorunda) yaşamak gerekir  rolü.Yoksa yaptığınız işin hiçbir anlamı olmaz.(Bütün işler için de geçerli aslında bu).

  İşte yukarıda da anlatmaya çalıştığım böyle bir film, böyle bir oyuncu. Fareler ve İnsanlar (Of Mice End Men) filmin adı ve oyunculuğuyla herkesi kendine hayran bırakan John Malkovich.Film daha evvel hem dünyada, hem Türkiye’de (İkimize Bir Dünya) sinemaya uyarlandı.Ancak 1992 yılındaki uyarlama kadar izleyiciyi celp etmediğini itiraf etmek gerekir.Çünkü burada bambaşka bir oyunculuk yatıyordu.Ve tabii, John Malkovich’i unutmamak gerekir.Evet,oyunculuktan bahsettik.Ya anlatılmak istenen neydi ? Amerika’daki siyah-beyaz ilişkisi,kişiler arası ekonomik çatışması ve birlikte kurulan küçük hayalleri bulmak mümkün.Ama en önemlisi İnsanın yalnızlığını anlatmasıdır. Öyle ki Crooks (çiftlikte çalışan tek zenci) bu temayı eserde şu sözlerle vurguladığını görüyoruz: "Kimsesi yoksa adam delirir. Kim olduğu hiç fark etmez, yeter ki yanında olsun." Bir başka ilginç olan şey de,(daha sonra öğrendim)Yazar’ın bu temaya yapılan vurguyu, öyküyü "Soledad" şehrine yakın bir yerde kurgulayarak artırmıştır, çünkü şehrin adı İspanyolca?da "yalnızlık, tek başınalık" anlamına gelir’’Buna müteakip filmin ortasında bir yerde, Slim ile Lennie kavurucu sarı-sıcak altında su molası verirlerken yaptıkları konuşma George’a gelir.George akıl dengesi bozuk olduğundan böyle biriyle nasıl arkadaşlık yaptığını sorar, Slim.Fakat, Lennie, onun aslında çok iyi biri olduğunu söyler.Silim,’’İyi olmak için akıllı olmak gerekmez’’diye unutulmaz bir cevap verir.Hani bazen, büyük bir sessizlik alır ya seni,işte öyle bir sessizlik aldı beni sonra.

Evet,

Çok şey anlatmak için,çok konuşmak gerekmez.Yeter ki anlatmayı bilelim.

İşte bu yüzden yazımın başlığı ‘Bir Film Gibi’ olsun istedim.Film gibi her şey, yaşanan ve yaşanılacak olan her ne varsa.

Ve son olarak, böyle mükemmel bir eseri bizlere armağan eden ünlü yazar, John Steinbeck olduğunu  naçizane hatırlatmak  isterim…

Not: burada anlatılanlar kişisel gözlemlerimdir.

Yazarın Diğer Yazıları

YAPILMIŞ YORUMLAR

aksoy mehmet salih - 2010-11-24 19:25:49
harun bey yazılarını takip ediyorum .çok güzel başarılar devamını diiyorum

Yorum Yaz / Bilgi Ekle

Yorumunuz (yazınız) editörlerimizce indelendikten sonra burada yayınlanacaktır...

Adınız/Soyadınız *

E-mail adresiniz

Yorum Detayı *