ÇINAR AĞACI VE KABAK

  

Mehmet Faruk ERTEKİN

          Uzun süredir yaptığımız gözlemlerde sosyal hayatı yakından ilgilendiren iki kavramın birbirine sıkça karıştırıldığını gördük. Bu kavram kargaşasına gerek Midyat’ta gerekse ülkemizin büyük bir bölümünde şahit oluyoruz. Bu iki önemli kavramımız ‘büyüme’ ve ‘kalkınma’. Büyüme ve kalkınma çiftini sosyal bilimlerin neredeyse tüm alanlarında görebilirisiniz. Özellikle ekonomi alanında iktisadi gelişim mevzu bahis olduğunda ilk değinilecek konulara bu iki kavramla bir giriş yapılır. Peki nedir bu iki kavram arasındaki fark? Buna değinmeden önce güzel bir kıssayı sizlerle paylaşmak istiyorum:

       Ulu bir çınar ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki, çınar ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse çınar ağacıyla aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş çınara:
" Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç ? "
" 50 yılda " demiş çınar.
" 50 yılda mı? "
" Seninle aynı boya geldim bak! " demiş alaylı bir ifadeyle ...
" Doğru " demiş ağaç.
Sonbaharın gelmesiyle birlikte kabak önce üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle çınara;
" Neler oluyor bana ağaç ? "
" Ölüyorsun " demiş çınar...
" Peki niçin? " diye sormuş kabak.
" Benim elli yılda geldiğim yere, sen iki ayda gelmeye çalıştığın için " ...

 

         İşte büyüme ve kalkınma arasındaki fark da kabak ve çınar ağacının durumuna benzer. Büyüme bazen kaçınılmazdır ancak insana ve topluma değer katan bu büyümeyi eğitimle, bilimle, sanatla vb. parametrelerle donatmaktır. Biz ancak bu şekilde olmuş bir büyümeye kalkınma diyebiliriz ve ancak kalkınmış toplumlar gelişmiş toplumlar olabilirler. Bir bebeği düşünelim mesela, istisnaları olmak ile birlikte ne şartlarda olursa olsun bir bebek büyür ve gelişir beden olarak; ancak önemli olan bebeklikten başlayan bu yolda bebeğe aşamalarıyla gerekli eğitimleri vererek hayata hazır bir birey olma yolunda ona yardımcı olmaktır. Ki bence anne ve babalık da budur. Aksi takdirde üzerine titrediğiniz çocuğunuz geleceğin başarısız bireylerinden biri olacaktır. Ve maalesef bu onun aile yaşantısında da iş hayatında da kendini gösterecektir.

         Mardin’in en büyük üç ilçesi Nusaybin, Kızıltepe ve Midyat. Nusaybin, Suriye sınırında olması hasebiyle ekonomisini her geçen gün geliştirmekte, Kızıltepe bereketli bir ovanın nimetlerinden faydalanarak ekonomisi geliştirmekte ( tabii gözümüz yok, Allah daha çok versin ) ancak Midyat’ımızın ne bir sınır kapısı ne de bereketli ovaları var. Bizim kurtuluşumuz ancak ve ancak eğitim ve turizm ile mümkündür.

         Malumunuz son zamanlarda Midyat’ımızın adını duymayan kalmadı. İlçemize dört bir yandan yerli ve yabancı turistler gelmekte ama maalesef hala belediyemiz ya da kaymakamlığımız bünyesinde bir turizm komisyonumuz oluşturulmamıştır (varsa da işlevini yerine getirmiyor). Geçen yazımda da değindiğim üzere turizm pastasından bırakın pay almayı, üstündeki kremanın tadına bile zor bakabiliyoruz. Özellikle gümüşçülerimiz bana istedikleri kadar kızsınlar ama telkari, telkari olalı böyle zulüm görmedi. Onun bile çakmasını satıp daha fazla kazanma derdine düşmüş büyük bir çoğunluğu. Bu ekonomik kalkınmadan çok uzakta olduğumuzun en büyük kanıtı.

        Büyük emeklerle Midyat’ımızda yüksekokul açıldı ve şu an bir de fakülte istiyoruz tabii. Ancak ilkokulların ve orta öğretim okullarının içler acısı hali maalesef kimsenin umurunda değil anlaşılan. SBS VE ÖSS sınavlarındaki başarımız ortada, itiraz olan buyursun. Sadece Midyat’ta değil tüm Türkiye’de çok ilgincime giden bir durum var. İnsanlar üniversiteyi ilim irfan yuvası olarak değil, sadece üniversitelere dolan öğrenci sürülerinin yapacağı harcamalardan para kazanacağı bir ticari saha olarak görüyor. Bu da ilmi kalkınmadan çok uzakta olduğumuzun kanıtı.

        Şimdilik sadece turizm ve eğitim konularına küçük bir giriş yapmış olalım. Bundan sonraki yazılarımda eğitim ve turizm konularında Midyat’ımıza örnek olabilecek, bu konularda başarılı bir geçmişi olan şehirlere dair yazılar yazmaya çalışacağım.

       Selam ve dua ile...

Yazarın Diğer Yazıları

YAPILMIŞ YORUMLAR

ertekin dinar - 2010-06-07 22:56:53
merhaba,almancayla yazdiniz tekstler yanlis.yani dogru dürüst bi anlama gelmiyorlar..haberinz olsun ;-)by
m. sıddık - 2010-05-07 03:27:35
s.a. kake faruk belki yazını biraz geç okudum ama okuma fırsatı bulduğum için mutluyum.gerçektende eğitim ve ilim çerçevesinden midyatta ki sorunlara güzel değindin.Bu sorunların giderilmesi için de yine iş bizlerin üzerine düşüyor.bu güzel yazınla bir midyatlı olarak midyat sorunları için çalışmam gerektigini hatırlattıgın için ALLAH razı olsun.yazıların devamını bekleriz.selam ve dua ile

Yorum Yaz / Bilgi Ekle

Yorumunuz (yazınız) editörlerimizce indelendikten sonra burada yayınlanacaktır...

Adınız/Soyadınız *

E-mail adresiniz

Yorum Detayı *