EĞİTİMİN YERELLEŞMESİ

 

        Yaşam boyu öğrenme halinde olan birey; sürekli yeni bir şeyleri bulma, keşfetme peşindedir. Merak etme güdüsü, sorgulama yeteneği, onu yeni öğrenmeleri gerçekleştirmesine vesile olur. Her yeni bilgi, yeni üretimlerin gerçekleşmesi için bir ön hazırlıktır.

 

        Evreni, kâinatı ve kendisini tanıması için çabalama performansı, iradesin dışında fark edilmeyen örtük öğrenmelerin keşfedilmesine yardımcı olur. Birbirini takip eden döngülerin, bu karmaşık ve çözülmesi güç olan dengelerin sağlayan gizil gücü sorgulamaya başladığı noktada, her öğrendiği, tanımlamaya çalıştığı obje, onu varlığının sebebini keşfettirir.

 

         İlkel ve informal düşünme tarzından kurtulup, bireysellikten sıyrılması, işbirlikçi, eşgüdümle, öğrenmeye başladığı andan itibaren, formal eğitim ihtiyacı doğmaya başlamış ve öğrenmenin planlı ve programlı olması gerektiğinin anlayışı pekişmiştir.

 

      Belli amaç ve hedefler doğrultusunda, bir öğretici rehberliğinde, formal örgütler dediğimiz okullarda, sistematize edilmesi sağlanmıştır öğrenmenin. Sürekli bir değişim ve gelişim içersinden geçerek günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.

 

       İlkel, geleneksel teknik ve yöntemlerle başlayan serüven, teknolojinin son ürünlerini kullanmasıyla, bilimin en son safına geçmeye başarmıştır. Farklı ülke ve toplumlarda değişkenlik gösterse de, günümüzde insanoğlunun eğitim ve öğretimde vardığı nokta, aklın düşünme becerisini zorlayacak mahiyettedir.

 

      Bu gün dünya geneline baktığımızda, Avrupa ülkeleri, Amerikan, Uzak Doğu gibi ülkelerin hemen hemen çoğunluğunda, öğrenmenin gerçekleşebilmesi için, en üst teknolojileri kullanmakta ve insan gücüne dayalı öğrenmenin yerine; bilişim teknolojilerini ürünleri yer almıştır. Bu hem öğrenmenin kolay sağlanması, hem zamanın verimli kullanması, hem de öğrenmenin kalıcılığını sağlamıştır.

 

      Bu teknoloji araçların, materyallerin, eğitim ve öğretime sağlanmış olduğu katkı ve yararlarını saymakla bitmiyor. Her geliştirilen yeni teknik ve yöntem, üretilen her yeni bilgi, insanın günlük yaşamına kolaylık sağlamakta ve ihtiyaçlarına aniden cevap vermektedir. İhtiyaçları karşılan insan, iş ve meslek hayatında başarılı oluyor, başarılı oldukça da, yaşamdan haz alıyor, mutlu oluyor. Zaten her bilimsel çalışmasının amacı, insanın günlük yaşantısında kolaylık sağlanmasına yardımcı olmaktır.

 

   Ülkemize geldiğimizde ise, hala ilkel ve geleneksel yöntemler kullanmakta, eski düşünce ve yapı tarzlarıyla, bugünün bilimini vermeye çalışmaktadır. Okullarımızda, sistemimizde öngörülen, kabul edilen, kullanılan teknik, yöntem, model ve yaklaşımlarına baktığımızda, bireyin ihtiyaçlarını karşılamaktan ziyade, kendi hedefleri doğrultundan protip eleman yetiştirmeye çalışmakta ve kendini kalın duvarlarla güvence altına alıp, günümüzün gelişimlerini okumakta aciz kalıyor.

 

   Bu gün dünya insanın yakalamış olduğu başarının yakalanmamasın, bırak yakalanmasını, takip etmekten b ile aciz olduğumuz, bu ilerlemenin ve çağdaşlığın çok gerisinde olmamızın sebebi, sitemin çarpıklıklarıdır. Kullanılan yanlış teknik, model, yaklaşım ve politikalardır.

 

Bunların altındaki sebepleri incelediğimizde, sistemin merkezi otoriteden, eğitim ve öğretimi yönetmeye çalıştığından kaynaklanıyor ve Avrupa’nın birçok ülkesinde görülen yerinden eğitim, yani eğitim yerelleşmesinden uzak kalmasıdır.  

 

   Milli Eğitim yapısında onlarca birim bulunmakta, birimin elemanları, seçilen olmamakla beraber, atanılan, çoğusu yüksek öğretim mezunu olmadığı görülmektedir. Bu böyle olunca, niteliksiz bir öğretim gerçekleştirmekte ve başarı sağlanmamaktadır.

 

  Sistemin hatalarını, eksiklerini, yanlışlıklarını saymakla bitmez. Onun için modern bilimin yakalanması için, en uygun teknik, yönetim, modeller ve politikalar seçilmeli, bunların derhal uygulamaya koyulmalıdır.

 

    Merkezi eğitim sistemin yapısı değişmeli, esnek hale getirilmeli, bölge meclisleri kurulması, buna bağlı bölge eğitim kurulları oluşturulmalı ve bunların çalışanları seçilmiş ve atananlardan oluşmalıdır. İlçe bazında ilçe meclisleri oluşturmalı, eğitimin politikalarının belirlenmesi, öğretmen ihtiyaçlarını sağlanması, ekonomik desteğinin temin edilmesi, öğretmen atamaların yapılması gibi yetki ve görevlerin bu meclislere devredilmesi gerekir.

   Okul bazında ise, yapısını, öğrenci temsilcileri, öğretmenler, müdür ve velilerden oluşacak bir kurula bırakılması gerekir

 

Bunların her biri birbirinin üst yapısını oluşturması ve buradaki idari işlerin sağlanması için eğitim müdürlükleriyle eşgüdümlü olması gerekir

 

  Eğitim sistemin yapısı değişmeli, günümüzün bilim ve teknolojileri göre yeniden düzenlenmelidir. Esnek, demokratik, öğrenci merkezli, bireye değer veren, öğrenci gereksinimlerini ön planda tutan, bölgesel farklılıkları dikkate alan, kültürel değerlere önem veren, öğrencinin kendisi ifade edecek, kendini gerçekleştirecek bir sisteme evrilmesi gerekir.

Kudbettin ÇELİK

Yazarın Diğer Yazıları

YAPILMIŞ YORUMLAR

henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz / Bilgi Ekle

Yorumunuz (yazınız) editörlerimizce indelendikten sonra burada yayınlanacaktır...

Adınız/Soyadınız *

E-mail adresiniz

Yorum Detayı *