KALORİFER İCAT OLDU,KESTANE KEYFİ BOZULDU

 

                       İnsanoğlu çağı yakalamak için tüm imkanlarını seferber ediyor ancak hep geçmişe bir özlem duyuyor istekleriyle. Her bayram namazından sonra ilk sözüdür büyüklerin ‘ah nerde o eski bayramlar’deyişi. Başlığımız her ne kadar Köroğlu ile Bolu Beyi’nin destanımsı savaşını hatırlatsa da ahengiyle, bizimkisi sadece bir hasrettir geçmişe dair...

                       Karlar sarınca güzelim memleketi eski bayramlar değil de kaybettiğimiz kestane keyfi kaptı başlığı. Belki de aynı yazıyı tekrar yazarım bir bayram ertesi ve başlıkta da ‘ah nerde o eski bayramlar’... Neyse konumuz kestaneler şimdi. Her ne kadar tüm Türkiye’yi sarmamış olsa da kaloriferler, ufukta peteklerin demir ağlarıyla sarılacak bir memleket var dört baştan . Doğu bölgelerinde kestanenin yerini ‘berû’ yani türkçesiyle palamutlar alsa da keyif aynı keyif tüten sobanın başında... Gerçi soba başında toplanmayı keyifle kılan sanırım ne kestane ne de ‘berû’, onlar sadece birer vesile hatırlamak için ailece, sevgiyle ve mutlulukla geçirdiğimiz eski günleri .

                       Evet, kaybettik eski sevinçleri ve mutlu edemiyoruz kendimizi. Hep bir şikayet hem bir tatminiyetsizlik. Bilmiyorum eskiler mi yitirdi güzelliğini yoksa biz mi eskilerin güzelliğini ve sevincini... Kestane keyfi yok oldu olacak - yok olmak üzere olan bir çok keyfimiz gibi - ama sorumlusu demir petekler mi bizlerin doyumsuzluğumu mu yoksa kestanenin yüksek fiyatı mı? Yani işin için teknoloji de var insan piskolojisi de var ekonomi de var ve daha neler neler. Çıkmaza girecek bu yazı böyle giderse. İyisimizi biz sobanın başına geri dönelim ve biraz daha kestane yarıp koyalım üstüne sobanın.

                       Bazen İstanbul Üniversitesi ile Beyazıt Camisi arasında akan kalabalıklar arasında çıkıyor ekmeklerini mangalda pişirdikleri kestaneleri satarak çıkaranlar bazen de Sultan Ahmet ile Ayasofya arasında. Kestane alanlar parayı uzatıyorlar satıcıya, satıcı ise biraz kestane ve paha biçilmez olan eski günlerin güzel hatırasını. Ve tabii o esnada ezan ve çan sesi büyülerken sizi, İstanbul alıp götürüyor çok daha eskilere bir zaman makinası misali sizleri...

                      Başlık size Köroğlu’nu hatırlattı son mısram da hatırlatsın Ahmet Kaya’yı. Geçmişi özledim anne, geleceği yaşamak isterken delice..

                      Başta Berkan kardeşim olmak üzere herkese selam ve dua ile...             

Yazarın Diğer Yazıları

YAPILMIŞ YORUMLAR

asuman bodır - 2012-01-03 18:44:12
çok süper bir site ve çok güzel bilgilere sahip :-)

Yorum Yaz / Bilgi Ekle

Yorumunuz (yazınız) editörlerimizce indelendikten sonra burada yayınlanacaktır...

Adınız/Soyadınız *

E-mail adresiniz

Yorum Detayı *